<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Hakkında &#187; Ünlü Fizikçiler</title>
	<atom:link href="http://www.fizikhakkinda.com/category/unlu-fizikciler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizikhakkinda.com</link>
	<description>Fizik, fizik eğitimi, bilim ve teknloji alanları hakkında makale, yazı, resim, video içeriklerinin bulunduğu güncel blog sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Nov 2011 00:54:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Hans Christian Oersted</title>
		<link>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/hans-christian-oersted.html</link>
		<comments>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/hans-christian-oersted.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2009 14:14:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tregorr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlü Fizikçiler]]></category>
		<category><![CDATA[danimarka]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[hans christian oersted]]></category>
		<category><![CDATA[immanuel kant]]></category>
		<category><![CDATA[kimya]]></category>
		<category><![CDATA[manyetizma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikhakkinda.com/haberler/hans-christian-oersted.html</guid>
		<description><![CDATA[Hans Christian Ørsted, (d. 14 Ağustos 1777 – ö. 9 Mart 1851). Danimarkalı profesör, fizikçi ve kimyager.
Immanuel Kant&#8217;ın düşüncelerinden etkilenmiştir. Elektromanyetizma olarak bilinen kavramı, elektrik ile manyetizma arasındaki ilişkiyi bulmasıyla ün kazanmıştır.
1819’da, bir derste Volta ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hans Christian Ørsted, (d. 14 Ağustos 1777 – ö. 9 Mart 1851). Danimarkalı profesör, fizikçi ve kimyager.</p>
<p>Immanuel Kant&#8217;ın düşüncelerinden etkilenmiştir. Elektromanyetizma olarak bilinen kavramı, elektrik ile manyetizma arasındaki ilişkiyi bulmasıyla ün kazanmıştır.</p>
<p>1819’da, bir derste Volta piliyle deney yaparken elektrik devresinin açılma ve kapanması ile yakında bulunan pusulanın iğnesinin saptığını görerek araştırmasını bu yönde geliştirince, bir mıknatısın yanındaki telin içinden akım geçirildiğinde mıknatısın teli hareket ettirdiğini gözlemiş. Böylece elektrik ile magnetizma arasındaki ilişki kanıtlanmıştır. Bir telin içinden akım geçirildiğinde elektrik akımının telin çevresinde bir manyetik alan oluşturduğu anlaşıldı. Oersted&#8217;in yaptığı deneylerin sonuçlarının 1820 yılında yayınlanması, bilim dünyasında büyük yankılar yarattı.</p>
<p>Ölümü ve Kalıtları</p>
<p>Hans Christian Ørsted 1851 yılında öldü ve Danimarka&#8217;daki &#8220;Assistence Cemetery&#8221;ye gömüldü. 1936 yılındaki Danimarka 100 kronları üzerinde Ørsted in resmi bulunmaktadır. Bugün Kopenhag Üniversitesi&#8217;ndeki Kimya ve Matematiksel Bilimleri Bölümleri The H.C. Ørsted Institute olarak anılmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.fizikhakkinda.com/uploads/2009/02/466px-c3b8rsted.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-452" src="http://www.fizikhakkinda.com/uploads/2009/02/466px-c3b8rsted.jpg" alt="466px-c3b8rsted" width="280" height="360" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/hans-christian-oersted.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stephen William Hawking</title>
		<link>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/stephen-william-hawking.html</link>
		<comments>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/stephen-william-hawking.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2009 17:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlü Fizikçiler]]></category>
		<category><![CDATA[Abdus Salam]]></category>
		<category><![CDATA[amyotrophic lateral sclerosis]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıç tekilliği]]></category>
		<category><![CDATA[Hawking Işıması]]></category>
		<category><![CDATA[Jane Wilde]]></category>
		<category><![CDATA[motor-nöron bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Adrien Maurice Dirac]]></category>
		<category><![CDATA[roger penrose]]></category>
		<category><![CDATA[stephen william hawking]]></category>
		<category><![CDATA[tekillik]]></category>
		<category><![CDATA[The Brief History of Time]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikhakkinda.com/?p=406</guid>
		<description><![CDATA[Stephen William Hawking” (1942-….) (s49), “başlangıç tekilliğini” bulan, yani herşeyin başlangıcının bir “tekillik” olduğunu ispatlayarak, dünya’da ilk kez allah’ı tanımlayan bilim adamıdır. bununla da kalmamış, “yaratılışı” çözümlemiştir. yaratılışın tekil olduğunu (allah’dan geldiğini); maddenin, mini karadeliklerin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stephen William Hawking” (1942-….) (s49), “başlangıç tekilliğini” bulan, yani herşeyin başlangıcının bir “tekillik” olduğunu ispatlayarak, dünya’da ilk kez allah’ı tanımlayan bilim adamıdır. bununla da kalmamış, “yaratılışı” çözümlemiştir. yaratılışın tekil olduğunu (allah’dan geldiğini); maddenin, mini karadeliklerin “sızıntılarından” türediğini kanıtlamıştır.</p>
<p>Hawking’in yaşam öyküsü aslında acılarla doludur . 1942 yılında, Oxford, İngiltere’de doğan Stephen Hawking, Cambridge Üniversitesi’nde öğrenci iken, tedavisi mümkün olmayan “Amyotrophic Lateral Sclerosis (ALS)” (motor-nöron bozukluğu) hastalığına yakalanır ve tüm vücudu giderek felç olur. 1985 yılında konuşma yeteneğini de yitiren ünlü bilim adamı, bugün, sadece iki parmağı ile kullanabildiği özel bilgisayarı aracılığıyla dış dünya ile iletişim kurabilmektedir.</p>
<p>Dünya’nın gelmiş geçmiş en büyük fizik ve matematik dehası sayılan Hawking, bu hastalığa yakalandığında ümitsizliğe kapılır, depresyona girerek kendini içkiye verir. ancak, 1963 yılında tanıştığı Jane Wilde onu hayata geri döndürür. Hawking’in gizemli kişiliği, Wilde’ı çok etkilemiştir. İki yıl sonra evlenirler. Hawking artık ölümü düşünmemektedir; kendini bilime verir. Evlendikten kısa bir süre sonra, ilk tezlerini oluşturmaya başlar. Evrenin yaratılışı, 1960’lı yılların en çok konuşulan konularından biridir. Bilim adamları, evrenin düzenli olarak genişlediğini düşünmekte, ancak yaratılışına bir çözüm getirememektedir. Hawking, o dönemde, evrenin sonsuz yoğunluktaki tek bir noktadan yaratıldığını bulur ve bu fikrini, Londra Üniversitesi’nin tanınmış matematikçi ve fizikçilerinden Roger Penrose’a açar. Birlikte çalışarak, 1969 yılında, Einstein’in Relativite Teoremi ile bağdaşan teoremlerini ortaya koyarlar. Einstein’in zamanı ve mekanı, bu tek noktada birleşmektedir. “Daha başka bir deyişle” der Hawking: “Zamanın da bir başlangıcı olduğunu gösterdik ”.</p>
<p>1970’li yıllarda tekerlekli sandalyeye oturmak ve yaşamının kalan kısmını orada geçirmek zorunda kalan Hawking, durumuna yine de eskisi kadar üzülmez. Çünkü, geliştirdiği her teori, onu ruhsal açıdan beslemekte, yaşama sevinci vermektedir. “En büyük zaferim” dediği karadelikler teorisi ilgiyle karşılandığında, “Nihayet kendimi temize çıkardım” demiştir. 1971 yılında, teoremini daha da ileriye götürerek, karadeliklerin, sadece ölü yıldızların bir aşaması olmadığını; evrenin başlangıcında, o süreçte oluşan muazzam güçlere bağlı olarak, mini karadeliklerin de oluştuğunu açıklar. Hawking’e göre, sadece bizim galaksimizde, en fazla bir proton büyüklüğünde, ancak Everest Dağı kadar da ağır, en az bir milyona yakın karadelik bulunmaktadır. Stephen Hawking’in 1973 yılında ulaştığı şaşırtıcı sonuçlar, inanılmaz bir teorinin başlangıcını oluşturur: Karadelikler sürekli olarak bazı parçacıklar<br />
göndermektedir (buna, daha sonra Hawking Işıması adı verilmiştir). Bu durum, karadeliklerin, zamanın dışında kalması demektir . Bu teori, o zamana kadar bilinenlere öylesine ters düşmektedir ki, Hawking, hesaplamalarını defalarca kontrol etme gereğini duyar. 1974 yılında, “Karadelikler yoluyla parçacık oluşumu” adlı çalışmasını bilim dünyasına açıklar. Bilim dünyasında bir dönüm noktası olarak nitelenen bu başarısından sonra, aynı yıl içersinde, Cambridge Üniversitesi’nde, (birincisi Isaac Newton’a (1642-1727), ikincisi Paul Adrien Maurice Dirac’a (1902-1984) verilen) “Lucasion Professor of Mathematics” payesi ve kürsüsü, üçüncü kişi olarak Stephen Hawking’e verilir.</p>
<p>Einstein’in başarısı, sadece Kuantum Fiziğine olan katkıları ve relativite teoremi ile sınırlıdır. Hawking, mini karadeliklerin ve kara boşlukların astronomisini oluşturmuş ve bu astronomi sayesinde, bilim tarihinde ilk kez, relativite, kuantum ve birleşik alanlar teorileri’ni tek bir teoremde biraraya getirerek, evrenin karmaşık yaratılışını çözümlemiş ve bunların tamamını geliştirerek, yaratılışın bir “tekillik” (Allah) tarafından başlatıldığını ispatlamıştır .</p>
<p>Uzay-zaman konusunda herkesin anlayabileceği bir kitap yazmayı kafasına koyan Hawking, bu amacını 1988 yılında yayınladığı, “The Brief History of Time” (zamanın kısa tarihi) adlı kitabıyla gerçekleştirir. Aynı yıl içersinde ülkemizde de yayınlanan bu kitap, en çok satan kitaplar listesinde en uzun süre kalarak “Guinnes book of records” a girmiştir. Hawking, bu kitabında, “yaratıcıya ihtiyacımız olduğunu ve insan aklının en büyük zaferinin, tanrı’nın ne düşündüğünü bilmek olduğunu” söylemiştir.</p>
<p>Hawking, Newton’un kürsüsü olan lucasion profesörlüğüne layık görülen üçüncü Britanyalı’dır. ancak, bilim dünyasının bu dev ismine halen bir nobel ödülü verilmemesi dikkat çekicidir. Nobel ödülü, bugüne kadar, islam aleminden sadece Pakistanlı Profesör Abdus Salam’a verilmiştir. Buluşları ile Einstein’ı kat be kat geçen Hawking’e, bugüne kadar bir kaç özel nobel ödülü verilmesi gerekirken, sadece bazı payelerle geçiştirilmiş olmasının başlıca nedeni, onun gizli de olsa müslüman olmasından iyice kuşkulanılmasıdır. (Aiberg’in bu notları yazdığı tarihten 12 yıl sonra bile, içinde bulunduğumuz 2000 yılında, Hawking’e hala bir Nobel Ödülü’nün verilmemiş olması dikkat çekicidir). Gerçekten, Hawking, müslümanlığını şimdilik açıklamaktan kaçınmakta; ancak zig-zag öğretisi mensuplarına gönderdiği özel mesajlarda, bunun diğer zig-zag yazarlarınca açıklanmasını istemektedir (bu istek, Aiberg’in kitaplarında yerine getirilmiştir) .</p>
<p>Hawking bir röportajda , “tanrı kavramını gözardı ederek, evrenin başlangıcından söz etmek zor olur. evrenin yaratılışı üzerindeki çalışmalarım, bilim ve din arasındaki bir çizgidedir. Fakat ben bu çizginin bilim tarafında kalmaya çalışıyorum” demiştir. Onun bu tercihi, tanrı arayışını okuyucuya empoze etmek yerine, bilimin gerçeklerini onlara dolaysız sunmaktır. Eğer Hawking, kitaplarında, Allah, Kur’an ve İslamiyet’ten söz etseydi, bunu empoze kabul edebilecek ön fikirli batı toplumunda belki de hiç okunmayacaktı. Dolayısıyla, onun, arayış içindeki bilim adamlarını ve okuyucularını, “tanrısızlıktan, tanrı kavramına” getirmek üzere bir yol izlediği sonucuna varıyoruz.</p>
<p>Allah’ın kozmik yaratma tekilliğine uzanacak kadar büyük bir deha olan Stephen Hawking ve onunla birlikte çalışmalarda bulunan İngiliz matematikçi “Roger Penrose” , zig-zag grubu’nun değerli birer üyesidirler. Hawking, bugüne kadar yaptığı sayısız buluşla bir çok batılı bilim adamının Allah’a yaklaşmasını ve müslüman olmasını sağlamıştır. Günümüzde, bilim dergilerinde, evren ve yaratılış ile ilgili olarak yazılan makalelerin tamamına yakını, Hawking’in bulgularından türemiştir. Çağımızın, hatta her çağın en büyük kozmogoni uzmanı olan Hawking’in teoremleri, hala aynı hayret ve hararetle güncelliğini korumaktadır.</p>
<p>Stephen Hawking’in ateist olmadığı, tanrı tekilliğini bizzat ispatlamış olması ile apaçık ortadadır. Hristiyan olmadığını ise, Hawking, bir makalesinde şöyke açıklamıştır:<br />
“1981 yılında, Vatikan’da, Papa’nın düzenlediği kozmoloji konulu bir seminere, konferans vermek üzere davet edildim. Konferansta, “evrenin bir başlangıcı olduğunu, bir yaratılış tekilliğinden geldiğini, sınırsız olduğunu ve bunun da ötesinde, evrenin katları olduğunu ispatlı olarak anlattım. Fakat, papa, herhalde benim konferansa pek fazla kulak vermemiş olacak ki, daha sonra davetlilerle yapılan görüşme sırasında beni kutlamakla birlikte, büyük patlama’nın oluşumunu ve öncesini “araştırmamamı” benden özel olarak istedi. Çünkü, ona göre, yaratılış anı ve öncesi, tanrı’nın işiydi; tanrı’nın işine ise hiç karışılmazdı. Aslında, ben, yaratılışla birlikte, yaratılış öncesinin de sonlu-sonsuz olduğunu, dolayısıyla bir başlangıç olan yaratılış anının hem var, hem de yok olduğunu kastetmiştim. Tanrı’yı bu kadar dar bir evrenin içine yerleştiren papa ise, onu evrenden biraz önce yaratılmış bir yaratık yapıvermişti. Oysa, fiziksel yaratılış, kendinden önceki bir dizi yaratılışın devamıydı. Tanrı, nasıl bu peşpeşe yaratılışlar dizisinin bir halkası olurdu? Bu nedenle, konferansı izleyenlere, “tanrı evreni yaratmadan önce ne yapıyordu? diye sordum. Tanrı’yı yermek için değil, kilisenin 300 yıllık hatasını yeniden tekrarlamaması için böyle konuştum. Benim Tanrı’m, Papa’nın Tanrı’sı değildi. Papa’nın Tanrı’sı bir yaratıktı. Ama, benim bilim yoluyla ve içimdeki gizli güçlerle bulduğum gerçek tanrı, “mutlak yaratan”dı. “Tek yaratan”, ortağı ve benzeri olmayan, her şeyin üstünde bir “tekillik” (singularity). Benim Tanrı’m, Papa’nın temsil ettiği görüşün (Hristiyanlığın) beyinlerindeki hayali, sahte tanrı’yı bile yaratandı. Bu konferansı verdiğim 1981 yılında, ne tuhaftır ki, bundan 300 yıl önce, aynı kilisenin Papa’sı karşısında uğraş veren Galilei’nin durumuna düşmüştüm.<br />
Papa, cehaletin inatçı, ısrarcı bir temsilcisi gibiydi. Benim dinim, bilimin yol gösterdiği, içimdeki gizli gücün diniydi. Papa’nın dini değildi.”</p>
<p>Hawking, evreni, arz’dan arş’a kadar genişleterek, bilimi Allah’a ulaştırmış; tek bir evren yerine, (alemlerin rabbi uyarınca) sayısız parelel evreni bulmuş ve insanlık tarihinde ilk kez, bunu bilimle ispat etmiştir . Onun bilimiyle, diğer dinlerce öngörülen dünyasallık olgusu, evrenselliğe dönüşmüş ve Kur’an’ın yüce boyutlarına ulaşmıştır.</p>
<p>Stephen Hawking,1995 yılında, Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir konferansta, zaman yolculuğu konusunda şunları söylemiştir : “Sizi temin ederim ki, henüz yapan birini görmememize ve olduğunu kanıtlayamamıza rağmen, zamanda yolculuk mümkündür. evrendeki karadelikler, zaman yolculuğunu mümkün kılabilir. Çünkü, karadeliklerin, gelecekteki uygarlıklar tarafından kullanılabileceği yolunda “ciddi iddialar” ve “bulgular” var.”</p>
<p>Hawking’in bu sözleri, yazarımız Aiberg’in, “gelecekten gelen zaman gezmenleri dünya tarihini değiştirmiş olabilirler” tezini destekler, hatta doğrular niteliktedir. Çünkü, Hawking, bu konuda “ciddi iddialar” ve “bulgulardan” söz etmektedir . Aynı konferansta, “zamanda yolculuk mümkünse, niçin kimse gelecekten gelip, bize bunun nasıl olduğunu göstermiyor?” sorusuna, Hawking şu cevabı vermiştir: “İnsanoğlunun doğası gözönüne alındığında, gelecekten bir insanın günümüze gelmeyeceğine ve biz zavallı, geri kalmış atalarına, zamanda yolculuğun sırlarını anlatmayacağına inanmak çok zor.”</p>
<p>Hawking, bu konferansta, kuantum teoremi ile ilgili olarak da şöyle bir örnek verir: “Bir an için, enerjiyi para olarak düşünün. eğer bankadaki hesabınızda para varsa, bu parayı istediğiniz gibi çekebilirsiniz. Ama, klasik yasalara göre, bankadaki hesap mevcudunuzdan fazla para çekemezsiniz. ancak, fiziğin en engin ve genişlemeye müsait kuantum teoremi’nde bu mümkündür. yani, hesabınızdaki mevcudunuzun üzerinde para çekebilirsiniz. Başka bir deyişle, kuantum teoremi yardımıyla, mevcut olan enerjinin üzerinde bir enerjiyi kullanabilirsiniz.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/stephen-william-hawking.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stephen William Hawking (Wikipedia)</title>
		<link>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/stephen-william-hawking-wikipedia.html</link>
		<comments>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/stephen-william-hawking-wikipedia.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2009 17:16:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlü Fizikçiler]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[fred hoyle]]></category>
		<category><![CDATA[gonville and caius]]></category>
		<category><![CDATA[gonville and caius college]]></category>
		<category><![CDATA[henry lucas]]></category>
		<category><![CDATA[isaac barrow]]></category>
		<category><![CDATA[Isaac Newton]]></category>
		<category><![CDATA[lucasian]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[roger penrose]]></category>
		<category><![CDATA[stephen william hawking]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikhakkinda.com/?p=402</guid>
		<description><![CDATA[Stephen William Hawking (d. 8 Ocak 1942, Oxford) İngiliz evrenbilimci
Hawking sekiz yaşındayken, kuzey Londra&#8217;dan 20 mil uzaktaki St Albans&#8217;a gitti. Onbir yaşında St Albans okuluna kayıt oldu. Buradan mezun olduktan sonra babasının eski okulu Oxford ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stephen William Hawking (d. 8 Ocak 1942, Oxford) İngiliz evrenbilimci</p>
<p>Hawking sekiz yaşındayken, kuzey Londra&#8217;dan 20 mil uzaktaki St Albans&#8217;a gitti. Onbir yaşında St Albans okuluna kayıt oldu. Buradan mezun olduktan sonra babasının eski okulu Oxford Üniversitesi kolejine devam etti.</p>
<p>Babasının tıpla ilgilenmesini istemesine karşın, o matematiği seviyordu. Fakat okulun matematik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik okumaya başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi.</p>
<p>Hawking daha sonra Kozmoloji (Evrenbilim) üzerine çalışmak üzere Cambridge&#8217;e gitti. O zamanlar Oxford&#8217;da evren bilimi üzerine çalışma yoktu. Cambridge&#8217;de danışman olarak Fred Hoyle&#8217;u istemesine karşın Dennis Sciama atanmıştı. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College&#8217;de profesör asistanı oldu. 1973&#8242;de Gökbilim Enstitüsünden ayrıldıktan sonra Hawking Uygulamalı matematik ve Kuramsal fizik bölümüne geçti. 1979&#8242;dan sonra matematik bölümünde Lucasian profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlemento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. İlk olarak Isaac Barrow sonra 1669&#8242;da Isaac Newton&#8217;a verilmişti.</p>
<p>Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein&#8217;ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang&#8217;le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı&#8217;nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucuda karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çercevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.</p>
<p>Stephen Hawking 1960&#8242;ların başında tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz hastalığına yakalandı. 21 yaşındayken Charcot (ALS) hastalığı tanısı kondu. Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking&#8217;i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti. Ünlü bilim adamı, 1985 yılından bu yana sesini de yitirmiş olduğu için, koltuğuna yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurabiliyor. Kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarıyla, bugün yaşayan bilim adamları arasında dünyada en çok tanınan isimdir. Kitapları, 40 dile çevrildi; evrenle ilgili çılgın teorik bilgilerini popüler hale getirmek için gereken maddi bağımsızlığı sağlayacak ve Cambridge Üniversitesi&#8217;ndeki uygulamalı matematik ve teorik fizik laboratuvarını geliştirecek kadar da sattı. Hawking, hastalığıyla gizemli bir kişilik oluşturmaktadır. Son kitabı “Ceviz Kabuğundaki Evren”de, dünyanın büyük bir felaket ile karşı karşıya kalabileceğini belirterek uzayda insan kolonileri kurulmasını gündeme getirmiş, bu önerisiyle de ilahiyat profesörü Y. Nuri Öztürk tarafından Dabbetü’l–Arz yani kıyameti haber veren yaratık olarak nitelendirilmişti. Bir fenomen haline gelen ve milyonlarca satan “Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere” kitabı, Hawking&#8217;e asıl şöhreti getirmişti. İlk kitabının yayımlanmasından bu yana gerçekleşen önemli buluşların ardındaki sırrı açığa çıkaran “Ceviz Kabuğundaki Evren”, “Zamanın Kısa Tarihi”nin bir devamı sayılabilir. Yeni kitabıyla yazar, bizleri çoğu kez gerçeklerin kurmacadan daha şaşırtıcı olduğu teorik fiziğin en üst noktalarına çıkarıyor ve evrenin temel ilkelerine dair anlaşılır yorumlarda bulunuyor. Görelilik kuramından zaman yolculuğuna, süper kütle çekiminden süpersimetriye, kuantum teorisinden M-Kuramı’na ve bütünsel beyin algılanımına kadar evrenin bilinen en kışkırtıcı sırlarına kapı aralayan kitap, Einstein’in “Genel Görelelik Kuramı” ile Richard Feynman&#8217;ın çoklu geçmiş düşüncesini birleştirerek evrende olup bitenleri tanımlayabilecek eksiksiz ve tek bir teori geliştirmeye çalışıyor. Okur, kitabı bir bilimsel eser olarak algılayabileceği gibi, rahatlıkla bir bilim–kurgu romanı gibi de değerlendirebilir. Hawking&#8217;in “karmaşık önermeleri günlük yaşamdan çekip aldığı analojilerle resmetme becerisi” buna imkân tanımaktadır.</p>
<p>Stephen Hawking, Einstein’dan bu yana dünyaya gelen en parlak teorik fizikçi olarak kabul edilmektedir. 12 onur derecesi almıştır. 1982&#8242;de CBE ile ödüllendirilmiş, bundan başka birçok madalya ve ödül almıştır. Royal Society&#8217;nin ve National Academy of Sciences (Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi (N.A.S.)) üyesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/stephen-william-hawking-wikipedia.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aristo ( Vikipedi )</title>
		<link>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/aristo-vikipedi.html</link>
		<comments>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/aristo-vikipedi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2008 12:14:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlü Fizikçiler]]></category>
		<category><![CDATA[akroamatik]]></category>
		<category><![CDATA[Andronikos]]></category>
		<category><![CDATA[Anima]]></category>
		<category><![CDATA[Apellikon]]></category>
		<category><![CDATA[aristo]]></category>
		<category><![CDATA[Aristotales]]></category>
		<category><![CDATA[Aristotales hakkında bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Aristotales kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Aristotales nedir]]></category>
		<category><![CDATA[aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[Lykeion]]></category>
		<category><![CDATA[Makedonya]]></category>
		<category><![CDATA[Metafizik]]></category>
		<category><![CDATA[philippos]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Theophrastos]]></category>
		<category><![CDATA[yunanca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikhakkinda.com/?p=372</guid>
		<description><![CDATA[Aristoteles ya da Aristo (Yunanca: Ἀριστοτέλης Aristotelēs; Eski Yunanca UFA: [aristoˈtelɛːs]; Yeni Yunanca UFA: [ˌaris̩toˈteʎis̩]) (M.Ö. 384 – 7 Mart M.Ö. 322) Antik Yunan filozof. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aristoteles ya da Aristo (Yunanca: Ἀριστοτέλης Aristotelēs; Eski Yunanca UFA: [aristoˈtelɛːs]; Yeni Yunanca UFA: [ˌaris̩toˈteʎis̩]) (M.Ö. 384 – 7 Mart M.Ö. 322) Antik Yunan filozof. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, astronomi, ilk felsefe, zooloji, mantık, politika ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir.</p>
<h1><strong>Aristoteles&#8217;in Yaşamı</strong></h1>
<p>M.Ö. 384 veya 385&#8242;te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira&#8217;da, Makedonya kralı II. Amyntas&#8217;ın (Philippos&#8217;un babası) hekimi olan Nikomakhos&#8217;un oğlu olarak dünyaya gelir. M.Ö. 367 veya 366 &#8216;da 17 yaşında Platon&#8217;un Atina&#8217;daki akademisine (Akademeia) girmesiyle Platon&#8217;un en parlak çömezlerinden biri olur. Tütör yahut yardımcı hoca olarak çalıştığı dönemde, okuma tutkusuyla tanınır; (Platon, belki de bir tür tenezzülle, ona &#8220;okuyucu&#8221; lâkabını takar) Daha sonraları Akadmeia&#8217;daki öğretime kendisi de katkıda bulunur: kimi zaman Platoncu savları rakip Isokratos okuluna karşı savunmak için geliştiren, hatta zaman zaman da Evdamos ya da Can üzerine (Peri tes Psykhes) yazılarında olduğu gibi, bu tezleri büyükseyen diyaloglar yazar. Gryllos yahut Retorik üzerine Aristoteles&#8217;in diyalog yazarlığı dönemine aittir.</p>
<p>Platon M.Ö. 347&#8242;de öldüğünde, Akademeia&#8217;nın başına ardılı olarak Spevsippos&#8217;u atamıştır. Antik Çağ&#8217;dan itibaren yaşamöyküsü yazarları -herhalde kötücüllüklerinden- Platon&#8217;un bu seçiminde Aristoteles&#8217;in Akademeia&#8217;yı terk etmesinin asıl nedenini görüyorlar. Aritoteles&#8217;in en azından Spevsippos&#8217;a karşı kalıcı bir garez duyduğunu biliyoruz. Aynı yıl, belki de ustasının teşvikıyle, Ksenokratos ve Theophrastos ile bugün Biga Yarımadası olarak anılan Troas bölgesindeki Assos kentine gönderilir. Orada Tiran Atarnevs&#8217;li Hermias&#8217;ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer alır. 345-344 yıllarında, belki de Theophrastos&#8217;un daveti üzerine, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır. 343&#8242;te Pella&#8217;daki (Bugün Ayii Apostili) Kral Makedonyalı Philippos&#8217;un sarayına, oğlu İskender&#8217;in eğitimini üstlenmek üzere çağırılır. 341 yılında Perslerin eline düşen Hermias&#8217;ın feci sonunu Pella&#8217;da öğrenir, anısına bir ağıt düzer. Gerek Pella&#8217;da ikamet ettiği sekiz senelik dönem, gerek eğitmenlik vazifesinin içeriği hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Philippos&#8217;un ölümüyle M.Ö. 335 İskender tahta oturur. Aristoteles Atina&#8217;ya dönüp Akademeia&#8217;ya rakip olarak Lykeion&#8217;u, ya da diğer adıyla Peripatos &#8216;u (öğrencileriyle içinde dolaşarak tartıştıkları bir tür çevresi sütunlarla çevrili avlu ya da galeri) kurar. Lykeion&#8217;lulara verilen Peripatetikoi adı buradan geliyor. Burada on iki sene ders verir. M.Ö. 323&#8242;te Büyük İskender&#8217;in bir Asya seferi esnasında ölmesi üzerine Atina&#8217;da Makedon karşıtı bir tepki dalgası peydah olduğu vakit, aslında Makedonculuk zannı taşıyan Aristoteles&#8217;e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur. Bir ölümlüyü -Hermias&#8217;ı- anısına bir ilâhi yazarak ölümsüzleştirmekle itham edilir. Bunun üzerine Aristoteles, Sokrates&#8217;in yazgısını paylaşmak yerine Atina&#8217;yı terk etmeyi seçer: kendi deyişiyle, Atinalılar&#8217;a &#8220;felsefeye karşı ikinci bir suç işlemeleri&#8221; fırsatını tanımak istemez. Annesinin memleketi olan Eğriboz (Evboia) adasındaki Helke&#8217;ye Khalkis sığınır. Ertesi yıl M.Ö. 322&#8242;de, altmış üç yaşında ölür.</p>
<h1></h1>
<h1><strong>Yapıtları</strong></h1>
<p>Aristoteles&#8217;in yazıları iki kümeye ayrılır:</p>
<p>1. Aristoteles tarafından yayımlanan, fakat bugün yitmiş yazılar;<br />
2. Aristoteles tarafından yayımlanmamış, hatta yayına yönelik de kaleme alınmamış, buna rağmen de toplanıp muhafaza edilmiş yazılar.</p>
<h3>&#8220;Yitik Aristoteles&#8221;</h3>
<p>İlk kısım yazılar, &#8220;dışrak yapıtlar&#8221; olarak adlandırılırlar. Dışrak, yani ἐξοτερικά terimini Aritoteles kendisi Lykeion&#8217;dan daha geniş bir okuyucu kitlesine yönelik eserleri için kullanıyor. Bu yapıtlar, diğer birçok Eskiçağ metni gibi Milât&#8217;ı izleyen ilk asırlarda yitirilmiştir. Gerçi bu yapıtların en azından başlıklarını, Aristoteles&#8217;in yapıtlarının adlarını mahfuz listelerden biliyor, ardından gelen yazarların kaleme aldıkları taklit yapıtlardan ve yaptıkları alıntılardan da içerikleri hakkında muğlak da olsa bir fikir edinebiliyoruz.</p>
<p>Bu yapıtlar, yazınsal biçimleri itibariyle, Platon&#8217;unkilerle mukayese edilebilir nitelikteler ve aralarından birçoğunun diyalog biçemleri takip edilerek yazılmış olduklarını düşünmemize yol açacak nedenler var. Cicero, Aristoteles&#8217;in stilinin &#8220;pürüzsüzlüğü&#8221;nü övüp yazısının akışını &#8220;altın bir ırmak&#8221;a benzetirken (Topikler I, 3; Acad., II, 38, 119) hiç kuşkusuz bu yapıtlara göndermede bulunuyordu. Ne var ki bir asırdır belli bir ölçüde yeniden oluşturulmaya çalışılan içeriği felsefe tarihçileri için sorun teşkil etmeye devam ediyor. Bunun en temel nedeni, &#8220;Yitik Aristoteles&#8221; külliyatının, korunan metinlerden anladığımız Aristotelesçilik&#8217;le yakından uzaktan bir ilgisi olmaması; büyük ölçüde Platoncu temaları geliştiriyor, hatta bazen de ustasının çalışmalarıyla aynı doğrultuda kalmak kaydıyla daha öteye giden savlar sunuyor (Bu çizgide, örneğin Evdemos ya da Ruh Üzerine diyalogunda, ruhla beden arasındaki bağları doğa karşıtı bir birliktelik olarak nitelendirip, Tyrrhen korsanlarının tutsaklarına diri diri bir cesede bağlayarak yaptıkları işkenceye benzetiyor). Aristoteles&#8217;in yayıma yönelik olmayan eserlerinde eski Platoncu dostlarını eleştirdiğini fark ettiğimizde, acaba iki ayrı hakikat mi güttüğü sorunu depreşmeye başlıyor: bir büyük kitlelere yönelik &#8220;dışrak&#8221; (eksoterik) hakikat rejimi, bir de Lykeionlu öğrencilere münhansır &#8220;içrek&#8221; (esoterik) bir rejim. Ancak bugün yaygın kanı olarak bu yapıtların bir yerde Aristoteles&#8217;in hâlen Akademeia&#8217;ya mensup, yani Platon etkisi altında olduğu döneme ait gençlik yazıları olduğu da düşünülüyor. Hatta bu fragmanlar örneğin Jaeger gibi genetik Aristoteles okumaları yapan yorumcular için Aristoteles&#8217;in düşüncesinin evrimleşmesinin ilk noktasını tayin etmeğe kullanılmıştır.</p>
<p>Bu yitik yapıtların başta gelenleri şunlardır: Evdemos ya da Ruh Üstüne (Platon&#8217;un Phaidon&#8217;unun izinde), Felsefe Üzerine (Metafizik&#8217;in kimi temalarının ayırdına varabildiğiimiz bir tür tutum ibrazı yazısı), Protreptik (felsefî hayata teşvik), Gryllos ya da Retorik Üzerine (Isokrates&#8217;e karşı), Adalet Üzerine (Politika &#8216;nın bazı temaları burada kendilerini belli ediyorlar), Asalet Üzerine, bir Şölen, vb.</p>
<h2></h2>
<h2>Korunan Yapıtları</h2>
<p>İkinci küme Aristoteles&#8217;in bütük olasılıkla Lykeion&#8217;daki derslerini vermek için kullandığı notlardan ibaret bir yığın elyazmasından oluşuyor. Bu yapıtlara esoterik (içrek) hatta daha doğru bir anlatımla akroamatik (yani sözel öğretime yönelik) adı veriliyor. Eskiçağ&#8217;dan itibaren bu elyazmalarının ahlafa nasıl intikal ettiği üzerine romansı bir anlatı yayılmış (Plutarkhos, Sylla&#8217;nın Yaşamı, 26; Strabon, XII, 1, 54). Aristoteles ve Theophrastos&#8217;un elyazmaları, Theophrastos tarafından eski okul arkadaşı Nelevs&#8217;e bırakılmış; Nelevs&#8217;in cahil vârisleri Skepsis&#8217;te bir mağaraya gömmüşler metinleri, elyazmalarını Bergama krallarının kitapsever açgözlülüğünden kurtarmak için; uzun zaman sonra, M.Ö. birinci yüzyılda, bunların torunları yazmaları altın pahasına Peripatetisyen Teoslu Apellikon&#8217;a satmışlar. Apellikon bunları Atina&#8217;ya götürmiş. Son olarak, Mithridates&#8217;le savaştığı sırada Sylla Appellikon&#8217;un kitaplığını ele geçirip Roma&#8217;ya taşımış. Orda da bu kitaplık Tyrannion tarafından satın alınmış: Lykeion&#8217;un son skholarkh&#8217;ı (okul yöneticisi) Rodoslu Andronikos M.Ö. 60 civarında Aristoteles&#8217;in ve Theophrastos&#8217;un akroamatik eserlerinin ilk redaksiyonunu yayımlamakta kullanacağı nüshaları ondan almış.</p>
<p>Bu anlatı pek tutarlı gözükmüyor. Zira Aristoteles’in ölümünden sonra kesintisiz olarak etkinliğine devam eden Lykeion’un nasıl olup kurucusunun elyazmalarını yitirmiş olabileceğini anlamak güç. Herhâlükârda Aristoteles’in yapıtlarının ilk önemli yayımı –bu yapıtların önemini vurgulamak için yukarıda aktardığımız söyleni yayan kişi olmasına karşın- Andronikos’unki. Aristoteles’in yapıtları ancak Andronikos’la beraber, yani filozofun ölümünden üç asır kadar sonra, asıl mesailerine başlayacak, üzerlerine sayısız şerh yazılacaktır. Bugün Aristoteles’in metinlerini, Andronikos’un onlara verdiği biçimde ve yaygın olarak da yine Andronikos’un koyduğu başlıklar altında okuyoruz.</p>
<p>Bu olguların yapılan yorumların akıbetiyle olan ilişkisi gözardı edilemez nitelikte. Nitekim, bundan şu çıkıyor ki, bugün Aristoteles’in kitapları olarak tanıdığımız yazıların hiçbiri Aristoteles’in kendisi tarafından neşredilmemiş. Aristoteles, örneğin “Metafizik”in değil; felsefe tarihinde nedenler teorisi, temel felsefî güçlükler, çokanlamlılık, edim ve güç, varlık ve öz, tanrı gibi konular üzerine yazılmış bir düzine kadar kısa incelemenin yazarı. Editörler daha sonraları bu risaleleri biraraya getirip, Aristoteles de bu konuda istemli bir ipucu vermediği için, kısmen keyfî Metafizik –yani Fizik’ten sonra okunacak inceleme- başlığı altında toplamışlardır. Bundan ötürü hem Metafizik’in ve hem Aristoteles’in diğer yapıtlarının çoğunlukla birbirinden az çok bağımsız, açıkça kavranabilir bir ilerleme sunmayan, kimi yinelemeler ve hatta bazen de çelişkiler içeren bir etütler topluluğu olarak ortaya çıkmasına şaşırmamalıyız. Yalnız tabiî ki, bu yazıları bitmemiş halleriyle umuma muhtemelen hiçbir zaman sunmayacak olan Aristoteles’e bu yüzden serzenişte bulunmak isabetsiz olur.</p>
<p>Öte yandan, Andronikos’un, sözü geçen risaleleri, hem lojik bir sıra, hem de didaktik kaygılar güden bir dizim içinde düzenlediğini görüyoruz (örneğin mantığın, yani bilgiye yazılmış propedötiğin, kendiliğinden bilimsel olarak nitelendirebileceğimiz incelemelerden; fiziğin de metafizikten önce gelmesi gibi&#8230;) Bu sistematik sıralamayı, eleştirellik kaygısı taşımaksızın kabul ettiğimizde bir takım terslikler de ortaya çıkmıyor değil: risalelerin –zaten farklı dönemlerde yazılmış disertasyonlarının tek bir başlık altında toplanmasıyla evvelden maskelenmiş olan- kronolojik, yani kaleme alınma sırasının kaçılınmaz olarak yerine geçen bu sıralamanın, Aristoteles külliyatının -Aristoteles adında bir filozofun varlığıyla ilişkisi erkenden unutulan- gayri şahsî bir bütün olarak tespitine az katkısı olmadığını gözlemliyoruz. Aristoteles felsefesine yorumcular tarafından sıklıkla atfedilen sistematik karakter, büyük ölçüde eserlere bütünüyle dışlak bir neşrî keyfiyetten doğmuş oluyor, bir taraftan da bu fikri saklanmış yapıtların eğitselliği kuvvetlendiriyor.</p>
<p>Bir yorum çalışması, bu metinlerin yalnız didaktik maksadını değil, aynı zamanda Aristotelesçi eğitimin, örneğin Sokratesçi gelelenekteki monologlu değil de diyaloglu eğitiminden ayrışan, kendine özgü niteliklerini de göz önünde bulundurmalıdır. Aristotelesçi eğitimde karşımızdaki yazarın tutumu, çömezleriyle diyalog halinde bir ustanınki olmasa da, gene de bir ustanın zihninde ve eserinde diyalog halinde olan, çoğu zaman geçmiş filozoflardan alıntılanmış, düşüncenin huzuruna çıkartılmış tezler. Böylelikle, Aristoteles’in yapıtlarında, bir doktrinin dogmatik sunumuna değil, güçlükler ve çelişkiler arasından kendine yol açan, zaman zaman büyük zahmetle yolunu arayan bir hakikatin oluşumuna tanık oluyoruz. Aristoteles’in incelemelerinde oldukça az sayıda tasımla karşılaşmamıza, bu incelemelerin silojistik üslupta değil de Aristoteles’in de dediği gibi “diyalektik” bir strüktürle tertiplenmiş olmasına öyleyse şaşmamalı: “diyalektik”, yani bir diyalog misali terakki eden, pro ve kontra argümanlar arasında gidip gelen.</p>
<h1>Yapıtlarının listesi</h1>
<h2>Mantık</h2>
<p>* Organon :<br />
o Yüklemler ** Yorum Üzerine<br />
o Birinci Çözümlemeler<br />
o İkinci Çözümlemeler<br />
o Yerlemler ** Sofistik Çürütmeler</p>
<h2>Doğa yazıları</h2>
<p>* Oluş ve Bozuluş Üzerine (Περὶ γενέσεως καὶ φθορᾶς De Generatione et Corruptione)<br />
* Kosmos Üzerine (Περὶ κόσμου De Mundo)<br />
* Fizik (Φυσική Physica)<br />
* Gökyüzü Üzerine (Περὶ οὐρανοῦ De Caelo)<br />
* Gök Cisimleri Üzerine (Μετεωρολογικά)<br />
* Can Üzerine (Περὶ ψυχῆς De Anima)<br />
* Kısa Doğa Yazıları (Parva Naturalia)<br />
o Duyular Üzerine Περὶ αἰσθήσεως<br />
o Anı ve Anımsama Üzerine Περὶ μνήμης καὶ ἀναμνήσεως<br />
o Uyku ve Uyanma Üzerine Περὶ ὕπνου καὶ ἐγρηγόρεως<br />
o Rüyalar Üzerine Περὶ ἐνυπνίων<br />
o Uykuda Kehanet Üzerine Περὶ τῆς καθ&#8217; ὕπνον μαντικῆς<br />
o Uzun ve Kısayaşamlılık Üzerine Περὶ μακροβιότητος καὶ βραχυβιότητος<br />
o Gençlik ve İleri Yaş Üzerine Περὶ νεότητος καὶ γήρως. Περὶ ζωῆς καὶ θανάτου<br />
o Soluma Üzerine Περὶ ἀναπνοῆς<br />
o Nefes Üzerine Περὶ πνεύματος<br />
* Hayvanların Tarihi Üzerine (Περὶ τὰ ζῷα ἱστορίαι Historia Animalium)<br />
* Hayvanların Kısımları Üzerine (Περὶ ζῴων μορίων De Partibus Animalium)<br />
* Hayvanların Hareketi Üzerine (Περὶ ζῴων κινήσεως De Motu Animalium)<br />
* Hayvanların Gelişimi Üzerine (Περὶ πορείας ζῴωνDe Incessu Animalium)<br />
* Hayvanların Oluşumu Üzerine (Περὶ ζῴων γενέσεως De Generatione Animalium)<br />
* İkincil Yazılar Opera Minora<br />
o Renkler Üzerine Περὶ χρωμάτων<br />
o Duyulan Şeyler Περὶ ἀκουστῶν<br />
o Fizyognomikler Φυσιογνωμονικὰ<br />
o Bitkiler Üzerine Περὶ φυτῶν<br />
o Duyulduk Harikulâde Şeyler Περὶ θαυμασίων ἀκουσμάτων<br />
o Mekanik (Μηχανικά Mechanica)<br />
o Görünmez Çizgiler Üzerine Περὶ ἀτόμων γραμμῶν<br />
o Rüzgârların Yerleri ve Adları Ἀνέμων θέσις καὶ προσηγορίαι<br />
o Melissos, Ksenofanes ve Gorgias Üzerine Περὶ Μελίσσου, Περὶ Ξενοφάνους, Περὶ Γοργίου<br />
* Sorunlar Προβλήματα<br />
* Doğa Cetveli (Scala Naturae)</p>
<h2>Fiziksonrası-Varlıkbilim</h2>
<p>* Doğa Yazılarından Sonra Gelenler (Τὰ μετὰ τὰ φυσικά Metaphysica)</p>
<h2>Estetik ve Politika üzerine</h2>
<p>* Ekonomikler (Οἰκονομικά Oeconomica)<br />
* Magna Moralia (Ἠθικὰ μεγάλα Magna Moralia)<br />
* Nicomakos&#8217;a Etik (Ἠθικὰ Νικομάχεια Ethica Nicomachea)<br />
* Atinalıların Yasası (Ἀθηναίων πολιτεία)<br />
* Eudemos&#8217;a Etik (Ἠθικὰ Εὐδήμεια Ethica Eudemia)<br />
* Erdemler ve Erdemsizlikler Üzerine (Περὶ ἀρετῶν καὶ καιῶν)<br />
* Politika (Πολιτικὰ Politica)</p>
<h2>Estetik</h2>
<p>* İskender&#8217;e Retorik Ῥητορικὴ πρὸς Ἀλέξανδρον<br />
* Retorik (Τέχνη ῥητορική Ars Rhetorica)<br />
* Poetika (Περὶ ποιητικῆς Ars Poetica)</p>
<h1></h1>
<h1>Aristoteles, Platon’un eleştirisi</h1>
<p>Aristoteles&#8217;in düşüncesinin evrimi hakkında süregelen tartışma ne boyutta olursa olsun, Platoncu bir okulda yetiştiği için ilk önce bu felsefeyle kopuşunun nedenlerini belgin biçimde ortaya koyma kaygısı taşıdığını düşünmemiz için geçer sebepler var. Homeros hakkında Platon&#8217;un bir sözünü Aristoteles&#8217;le beraber Nikomakhos&#8217;ta Etik&#8217;te yazdığı gibi yad edecek olursak, hem dostluk, ve hem hakikat onun için kıymetli olsa dahi, ikinciyi birinciye yeğlemek durumdadır.</p>
<h1></h1>
<h1>Idealar teorisinin eleştirisi</h1>
<p>Aristoteles, Platoncu Idealar kuramını Metafizik&#8217;in A, M ve N kitaplarında eleştiriyor: bu metinlerin ilkinde, Platonculardan birinci çoğul şahısta bahsediyor, ki bu, metni kaleme aldığı dönemde kendini onlardan biri addettiğine tanıtlık ediyor. Aslında, Idealar kuramının eleştirisi, Akademeia&#8217;nın içinde alışılageldik bir tartışma teması hâline zaten gelmiş olmalı: bu sorgulamaya dair ilk edebî tanıklık metnini, gittikçe daha çok stereotipleşmiş bir pro ve kontra argümanlar dizisi sunmaya başlayan Parmenides diyalogunun ilk bölümünde, Platon&#8217;un kendisinde buluyoruz. Aristoteles bu tartışmaya bilfiil katılmış, ne yazık ki bunu incelidiği gayet teknik De Ideis metni günümüzde kayıp. Ne var ki Aphrodisias&#8217;lı Aleksandros, Metafizik A, 9&#8242;a yazdığı ve bir özet niteliğindeki şerhte bu yitik metinden uzun fragmanlar muhafaza etmiş.</p>
<p>Aristoteles&#8217;in bu sefer Platonculardan üçüncü çoğul şahısta bahsettiği Metafizik&#8217;in M ve N kitaplarında ise eleştirisi daha da keskinleşiyor ve Platon&#8217;un sözlü öğretisinde geliştirdiği -ve aslen bize yalnız Aristoteles&#8217;in eleştirel sunumuyla intikal eden- doktrinine uzanıyor. Bu sunuma göre, Platon Ideaların sayılar -elbette matematiksel sayılar değil, ideal sayılar, yani Birlik ve İkilik (Dyade) gibi sayı Ideaları- olduğunu söylemiş olacak. Takiben, Platon Ideal Sayılar’ı da iki ilkeden, “Bir” ya da formel birlik ile Aristoteles’e göre maddesel neden rolünü haiz “Eşitsiz”den, yani Büyük ve Küçük’ün belirlenimsiz Dyad’ından türetmeye çalışıyor. Aritoteles, özellikle de Platon’dan sonra Akademeia’nın başına geçen selefeyni Spevsippos ve Ksenokratos’la beraber çoğunlukla biperva bir şekle bürününen bu “matematizm”i irder. (“Matematik çağdaşlarımız için felsefenin tümü hâline geldi”, Met. A, 9, 992 a 31).</p>
<p>Hoştur, Aristoteles’in Platon’a muhalefetinin derin muharrikleri, klasik biçimiyle Idealar teorisine yönelttiği eleştirilerden dahi peşinen çıkarsanabilir. Resmedilmiş bir suretine Raphaello’nun Atinalılar’ın Okulu tablosunda (burada Platon’un işaret parmağıyla göklere işaret ettiğini, Aristoteles’in ise elini yere doğru indirdiğini görüyoruz) rastladığımız gelenek, Platon’un önceleri tanrısal olanın temaşasına devşirdiği spekülasyonu, Aristoteles’in tekrar yeryüzüne indirdiğine inandırır bizi. Aslında Aristoteles’in Platonculuğa nazaran konumu daha karmaşıktır. Kendisinin de ikici biçimde yorumladığı bir geleneğin sınırlarında kalır: Parmenides’in ve Platon’un geleneği, ki ve bu geleneğe göre, sabit, devimsiz ve bu suretle de bilim ve söylem içinde nesnelleştirilebilir gerçeklikler sahası ile devingen, “belirimsiz” ve muntazam bir dilcede sabitlenemez olmaları itibariyle ancak “sanı”ya taallük eden gerçeklikler sahası arasında kökensel bir kopukluk (khōrismos) bulunmaktadır. Aristoteles de bu kopukluğu reddetmiyor; yalnız, başka yere çekiyor. Platon’un yaptığı gibi, biri duyulur dünya diğeri anlakalır dünya olmak üzere birbirinden ayrı iki dünya düşünmek yerine, Aristoteles’in reel dünya addettiği tek dünyaya içel bir kopukluğa dönüşüyor ve böyle aynı bir dünyanın iki ayrı bölgesini ayırmış oluyor: bir tarafta, tam anlamıyla bir devindirilmezlik yoksunluğundan ötürü, bölgeiçi devinimlerin devimsiz kurallılığı ile karakterize edilen göksel bölge; ve öte tarafta, ayaltı (yani Ay küresinin altında kalan) bölge –ya da dar anlamıyla “dünya” dediğimiz yer-: olumsallığa (contingence) ve tesadüfe maruz, “doğan ve yiten” şeyler sahası.</p>
<p>Bu suretle, anlakalır olan artık dünyaya aşkın değil; ne var ki bu, kosmik Tanrı ilahiyatçılarının kabul ettiği gibi anlakalırın dünyaya içkin olduğu anlamına da gelmiyor. Anlakalır, dünyanın bir parçası: iki dünyanın, yahut daha doğrusu iki dünyevi bölgenin bu kadar ısrarla olumlanan ikililiği, Platoncu aşkınlığa ikame olunuyor, ama bu aşkınlık artık dünyaiçi. Aristoteles’in bundan çıkardığı ardıl, artık Idealar hipotezi olmadan yolumuza devam edebileceğimiz. Özellikle Kratylos diyalogunda, Idealar bilimin olabilirlik koşulu addolunuyordu: devimsiz olmaları itibariyle bilime, sürekli devim hâlinde bulunan duyulur olanın sunamayacağı, sabit nesneyi armağan ediyorlardı.</p>
<h1>Aristoteles ve önceki felsefeler</h1>
<h3>&#8220;Varlığın bilimi&#8221;</h3>
<p>Aristoteles, daha önce de söylediğimiz gibi, Metafizik başlığını taşıyan bir yapıtın yazarı değil. Zira bu derlemenin, kitap sırasının, hatta başlığının kendisinin dahi sorumluluğu sonradan gelen editörlere aittir. Bu durumun felsefece bir önemi olmazdı, meğerki bu ondört kitapta geliştirilen felsefî kurgu kolayca kavranabilir bir birlik ve süreklilik sergileye. Aslında, burada iki çok farklı tasarıyı fiile geçiriyor gibi gözüküyor ve bu ikisinin geleneksel olarak metafizik adı altında anılarak birbirleriyle özdeşleştirilmesi, aralarındaki bağıntının problematikliğini maske ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/aristo-vikipedi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aristotales</title>
		<link>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/aristotales.html</link>
		<comments>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/aristotales.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2008 12:05:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlü Fizikçiler]]></category>
		<category><![CDATA[agora]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi]]></category>
		<category><![CDATA[Ancak]]></category>
		<category><![CDATA[Aristotales]]></category>
		<category><![CDATA[Aristotales hakkında bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Aristotales kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Aristotales nedir]]></category>
		<category><![CDATA[aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[Atina]]></category>
		<category><![CDATA[Hermenias]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt Tanr]]></category>
		<category><![CDATA[M.Ö]]></category>
		<category><![CDATA[Makedonya]]></category>
		<category><![CDATA[Philip]]></category>
		<category><![CDATA[platon]]></category>
		<category><![CDATA[pythias]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Stageria]]></category>
		<category><![CDATA[Teofrastos]]></category>
		<category><![CDATA[yöneticili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikhakkinda.com/?p=368</guid>
		<description><![CDATA[Aristoteles, Ege Denizi&#8217;nin kuzeyinde bulunan Stageria&#8217;da doğmuştur (M.Ö. 384-322). O dönemde, Stageria&#8217;da İyon kültürü egemendir ve Makedonyalıların buraları istila etmeleri bile bu durumu değiştirmemiştir. Bu nedenle Aristoteles&#8217;e bir İyonya filozofu denilebilir.
Annesi hakkında adından başka hiçbir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aristoteles, Ege Denizi&#8217;nin kuzeyinde bulunan Stageria&#8217;da doğmuştur (M.Ö. 384-322). O dönemde, Stageria&#8217;da İyon kültürü egemendir ve Makedonyalıların buraları istila etmeleri bile bu durumu değiştirmemiştir. Bu nedenle Aristoteles&#8217;e bir İyonya filozofu denilebilir.</p>
<p>Annesi hakkında adından başka hiçbir şey bilinmemektedir; babası Nicomaihos, hekimdir ve Makedonya Krallarından Amyntus&#8217;un (M.Ö.393-370) hekimliğine getirildiğinde, ailesi ile birlikte Stageria&#8217;dan Makedonya&#8217;nın başkentine taşınmıştır. Aristoteles burada öğrenim görmüş ve savaş yaşamına ilişkin ayrıntılı bilgiler ve deneyimler edinmiştir; bir taraftan İyon ve diğer taraftan Makedonya etkileriyle biçimlenmiş ve gençliğinde, ilgisini daha çok tıp üzerinde yoğunlaştırmıştır. 17 yaşına geldiğinde öğrenimini tamamlaması için Atina&#8217;ya gönderilen Aristoteles, hayatının 20 yılını (M.Ö. 367-347) burada geçirmiştir. Atina&#8217;ya gelir gelmez, Platon&#8217;un öğrencisi olarak Akademi&#8217;ye girmiş ve hocasının ölümüne kadar burada kalmıştır. Platon, sürekli olarak çekiştiği bu değerli öğrencisinin zekasına ve enerjisine hayran kalmış ve ona Yunanca&#8217;da akıl anlamına gelen Nous adını vermiştir. Atina&#8217;da kaldığı süre içerisinde Aristoteles, başka hocaları da izlemiş ve mesela Agora&#8217;da politik dersler almıştır.</p>
<p>Bir sarraf olarak iş hayatına atılmış ve daha sonra çok varlıklı olmuş Hermenias, kısa bir süre içinde çok geniş toprakları mülk edinmiş ve Aterneus&#8217;un yöneticiliğine gelmişti. Akademi&#8217;nin öğrencisi ve hocası Platon&#8217;un hayranıydı. Onun devlet yönetimine ilişkin önerilerini çok olumlu karşılıyor ve Platon&#8217;un önderliğinde daha iyi bir yönetim oluşturmak istiyordu. Bu amaçla Assos&#8217;ta Akademi&#8217;nin kolu olan bir okul kurmuştu. Platon&#8217;un ölümünden sonra, Aristoteles bu okulda görev aldı ve üç yıl boyunca burada çalıştı. Bir ara Hermenias&#8217;ın yeğeni Pythias ile evlendi.</p>
<p>Aristoteles, Assos&#8217;ta kaldığı süre içerisinde, zaman zaman dostu Teofrastos&#8217;un memleketi olan Mytilen&#8217;e gitmiştir. Bu seyahatlar, Aristoteles&#8217;in gözlemler yapması ve kendisini yetiştirmesi açısından çok yararlı olmuştur.</p>
<p>Bu sıralarda II. Philip, oğlu İskender için iyi bir öğretmen aramaktaydı ve Assos&#8217;taki okulun yöneticisi olan Aristoteles, yavaş yavaş dikkatini çekmeye başlamıştı. Görev, Aristoteles&#8217;e önerildi ve o da bu öneriyi seve seve kabul ederek, II. Filip&#8217;in oturmakta olduğu Pella&#8217;ya gitti. Aristoteles&#8217;in öğretmenliği, 343 yılından 340 yılına kadar sürdü. İskender, 336&#8242;da babası ölünce, onun yerine geçti ve eski öğretmeni Aristoteles&#8217;i danışman olarak atadı. Daha sonra İskender Yunanistan&#8217;daki ve Balkanlar&#8217;daki ayaklanmaları bastırmak üzere harekete geçince, Aristoteles, onu bırakarak, büyük idealini gerçekleştirmek amacıyla, yani yeni bir okul kurmak amacıyla Atina&#8217;ya döndü.</p>
<p>İskender&#8217;in M.Ö. 323 yılında ölmesi, Aristoteles&#8217;i çok güç bir durumda bırakmıştı; çünkü Lise&#8217;nin kurulması sırasında İskender&#8217;in yapmış olduğu yardımlar ve Hermenias için yazmış olduğu zafer türküsü, Atina&#8217;daki düşmanları tarafından hatırlanmıştı. Aristoteles, dinsizlikle suçlandı ve Atinalıların, Sokrates&#8217;i ölüme mahkum etmekle işlemiş oldukları suçu yinelememeleri için Chalcis&#8217;e kaçtı ve orada yakalanmış olduğu bir hastalık sonucunda M.Ö. 322 yılında öldü.</p>
<p>Aristoteles&#8217;in hiçbir resmi kalmamıştır. Diogenes&#8217;e göre, ince bacaklı ve küçük gözlüymüş. Viyana&#8217;daki Sanat Tarihi Müzesi&#8217;nde sergilenmekte olan mermer başın Aristoteles&#8217;e ait olduğu iddia edilmekteyse de, bunu kanıtlayacak herhangi bir ipucu yoktur.</p>
<p>Aristoteles, İskender&#8217;i bırakarak Atina&#8217;ya döndüğünde, oradaki dostlarıyla buluşmuştu; ama aradan 20 yıl geçmiş olduğu için, artık eski okuluna dönemezdi. Başka bir okul kurmaya karar verdi ve bu maksatla kentin batısında bulunan ve Apollon Lyceios&#8217;un (Kurt Tanrı) anısına ayrılmış olan ormanlık alanı seçti. İşte bugün de kullanmakta olduğumuz Lise adı, bu Lyceios&#8217;tan gelmektedir.</p>
<p>Lise&#8217;de eğitim ve öğretimin nasıl yapıldığına ilişkin kesin bir bilgiye sahip değiliz; ancak bazı kaynakların bildirdiğine göre, sabahları yeni başlayanlara, akşamları ise geniş halk kitlelerine dersler verilmekteymiş.</p>
<p>Akademi ve Lise, aslında felsefe öğretimi veren okullardı. Ancak Akademi, daha çok metafiziğe ve bu arada ahlak ve siyaset gibi konulara yönelmişti. Lise&#8217;de ise araştırmalar, Aristoteles&#8217;in daha çok mantık ve bilimlerle ilgilenmesi nedeniyle, bu alanlarda yoğunlaşmıştı.</p>
<p>Aristoteles 13 yıl boyunca Lise&#8217;nin yöneticiliğini yaptı ve ölümünden sonra yerine arkadaşı Teofrastos geçti. Teofrastos, 37 yıl bu okulun yöneticiliğini üstlendi ve yapmış olduğu yeni düzenlemelerle Lise&#8217;yi kurumsallaştırmayı başardı; ancak Lise, Akademi kadar uzun ömürlü olamadı.</p>
<p>Aristoteles&#8217;in matematik bilgisi araştırmalarına yeterli olacak düzeydeydi; bilimleri matematik, fizik ve metafizik olarak üç bölüme ayırırken, Platon gibi, matematiğe &#8211; yani aritmetik, geometri, astronomi ve müzik bilimlerine &#8211; bir öncelik tanımıştı; ancak uygulamalı matematikle ilgilenmiyordu. &#8220;Eşit şeylerden eşit şeyler çıkarılırsa, kalanlar eşittir.&#8221; veya &#8220;Bir şey aynı anda hem var hem de yok olamaz (üçüncü durumun olanaksızlığı ilkesi)&#8221; gibi aksiyomların bütün bilimler için ortak olduğunu, postülaların ise sadece belirli bir bilimin kuruluşunda görev yaptığını söyleyerek, aksiyom ile postüla arasındaki farklılığa işaret etmişti. Aristoteles&#8217;in, süreklilik ve sonsuzluk hakkında yapmış olduğu temkinli tartışmalar, matematik tarihi açısından oldukça önemlidir. Sonsuzluğun gerçek olarak değil, gizil olarak varolduğunu kabul etmiştir. Bu temel sorunlar üzerindeki görüşleri, daha sonra Archimedes ve Apollonios tarafından yeniden işlenip değerlendirilecektir.</p>
<p>Aristoteles, astronomiye ilişkin görüşlerini Fizik ve Metafizik adlı eserlerinde açıklamıştır; bunun nedeni, astronomi ile fiziği birbirinden ayırmanın olanaksız olduğunu düşünmesidir. Aristoteles&#8217;e göre, küre en mükemmel biçim olduğu için, evren küreseldir ve bir kürenin merkezi olduğu için evren sonludur. Yer evrenin merkezinde bulunur ve bu yüzden, evrenin merkezi aynı zamanda Yer&#8217;in de merkezidir. Bir tek evren vardır ve bu evren her yeri doldurur; bu nedenle evren-ötesi veya evren-dışı yoktur. Ay, Güneş ve gezegenlerin devinimlerini anlamlandırmak için Eudoxos&#8217;un ortak merkezli küreler sistemini kabul etmiştir.</p>
<p>Acaba Aristoteles bu kürelerin gerçekten varolduğuna inanıyor muydu? Elimizde buna ilişkin kesin bir kanıt bulunmamakla birlikte, geometrik yaklaşımı mekanik yaklaşıma dönüştürmüş olması, inandığı yönündeki görüşü güçlendirmektedir. De Caelo&#8217;da (Gökler Üzerine) yapmış olduğu en son belirlemelere göre, en dışta bulunan Yıldızlar Küresi, yani evreni harekete getiren ilk hareket ettirici, aynı zamanda en yüksek tanrıdır. Metafizik&#8217;te ise, Yıldızlar Küresi&#8217;nin ötesinde, sevenin sevileni etkilediği gibi gökyüzü hareketlerini etkileyen, hareketsiz bir hareket ettiricinin bulunduğunu söylemiştir. Öyleyse Aristoteles, yalnızca gökcisimlerinin tanrısal bir doğaya sahip olduğuna inanmakla kalmamakta, onların canlı varlıklar olduğunu da kabul etmektedir. Bu evrenbilimsel kuram, Fârâbî ve İbn Sinâ gibi Ortaçağ İslâm Dünyası&#8217;nın önde gelen filozofları tarafından da benimsenecek ve Kuran-ı Kerim&#8217;de tasvir edilen Tanrı ve Evren anlayışıyla uzlaştırılmaya çalışılacaktır.</p>
<p>Aristoteles&#8217;e göre, Evren, Ayüstü ve Ayaltı Evren olmak üzere ikiye ayrılır; Yer&#8217;den Ay&#8217;a kadar olan kısım, Ayaltı Evren&#8217;i, Ay&#8217;dan Yıldızlar Küresi&#8217;ne kadar olan kısım ise Ayüstü Evren&#8217;i oluşturur. Bu iki evren yapı bakımından çok farklıdır. Ayüstü Evren ve burada yer alan gökcisimleri, eterden oluşmuştur; eterin, mükemmel doğası, Ayüstü Evren&#8217;e ezelî ve ebedî bir mükemmellik sağlar. Buna karşılık, Ayaltı Evren, her türlü değişimin, oluş ve bozuluşun yer aldığı bir evrendir. Burası, ağılıklarına göre, Yer&#8217;in merkezinden yukarıya doğru sıralanan dört temel öğeden, yani toprak, su, hava ve ateşten oluşmuştur; toprak, diğer üç öğeye nispetle daha ağır olduğu için, en altta, ateş ise daha hafif olduğu için, en üstte bulunur. Aristoteles&#8217;e göre, bu öğeler, kuru ve yaş ile sıcak ve soğuk gibi birbirlerine karşıt dört niteliğin bireşiminden oluşmuştur.</p>
<p>Varlık biçimlerinin mükemmel olmaları veya olmamaları da Yer&#8217;in merkezine olan uzaklıklarına göre değişir. Bir varlık Yer&#8217;e ne kadar uzaksa, o kadar mükemmeldir. Bundan ötürü, merkezde bulunan Yer mükemmel olmadığı halde, merkeze en uzakta bulunan Yıldızlar Küresi mükemmeldir. Bu mükemmel küre, aynı zamanda Tanrı, yani ilk hareket ettiricidir.</p>
<p>Aristo&#8217;nun bu ve diğer görüşleri orta çağ boyunca bir çok filozozu etkilemiş, ve daha sonraki dönemleri de şekillendirmiştir. belki de felsefenin temel ilkeleri Arsito mantığı üzerine kurgulanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/aristotales.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Isaac Newton ( İngilizce )</title>
		<link>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/isaac-newton-ingilizce.html</link>
		<comments>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/isaac-newton-ingilizce.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2008 16:56:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlü Fizikçiler]]></category>
		<category><![CDATA[cambridge university]]></category>
		<category><![CDATA[edmond halley]]></category>
		<category><![CDATA[english physicist]]></category>
		<category><![CDATA[force gravity]]></category>
		<category><![CDATA[fruitful time]]></category>
		<category><![CDATA[greatest scientist]]></category>
		<category><![CDATA[Isaac Newton]]></category>
		<category><![CDATA[Isaac Newton hakkında bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Isaac Newton kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[lincolnshire]]></category>
		<category><![CDATA[lucasian professor of mathematics]]></category>
		<category><![CDATA[mathematical principles]]></category>
		<category><![CDATA[natural philosophy]]></category>
		<category><![CDATA[opticks]]></category>
		<category><![CDATA[philosophiae naturalis principia]]></category>
		<category><![CDATA[philosophiae naturalis principia mathematica]]></category>
		<category><![CDATA[plague epidemic]]></category>
		<category><![CDATA[prosperous farmer]]></category>
		<category><![CDATA[reflecting telescope]]></category>
		<category><![CDATA[royal mint]]></category>
		<category><![CDATA[trinity college]]></category>
		<category><![CDATA[universal force]]></category>
		<category><![CDATA[woolsthorpe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikhakkinda.com/?p=364</guid>
		<description><![CDATA[Newton was an English physicist and mathematician and the greatest scientist of his era.
Isaac Newton was born on 4 January 1643 in Woolsthorpe, Lincolnshire. His father was a prosperous farmer, who died three months before ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Newton was an English physicist and mathematician and the greatest scientist of his era.</em></p>
<p>Isaac Newton was born on 4 January 1643 in Woolsthorpe, Lincolnshire. His father was a prosperous farmer, who died three months before Newton was born. His mother re-married and Newton was left in the care of his grandparents. In 1661, he went to Cambridge University where he became interested in mathematics, optics, physics and astronomy. In October 1665, a plague epidemic forced the university to close and Newton returned to Woolsthorpe. The two years he spent there were an extremely fruitful time during which he began to think about gravity, and also devoted time to optics and mathematics, working out his ideas about &#8216;fluxions&#8217; (calculus).</p>
<p>In 1667, Newton returned to Cambridge, where he became a fellow of Trinity College. Two years later he was appointed second Lucasian Professor of Mathematics. It was Newton&#8217;s reflecting telescope, made in 1668, that finally brought him to the attention of the scientific community and in 1672 he was made a Fellow of the Royal Society. From the mid-1660s, Newton conducted a series of experiments on the composition of light, discovering that white light is composed of the same system of colours that can be seen in a rainbow and establishing the modern study of optics (or the behaviour of light). In 1704 Newton published &#8216;The Opticks&#8217; which dealt with light and colour. He also studied and published works on history, theology and alchemy.</p>
<p>However, in 1687, with the support of his friend the astronomer Edmond Halley, Newton published his single greatest work, the &#8216;Philosophiae Naturalis Principia Mathematica&#8217; (&#8216;Mathematical Principles of Natural Philosophy&#8217;). This showed how a universal force, gravity, applied to all objects in all parts of the universe.</p>
<p>In 1689, Newton was elected MP for Cambridge University (1689 &#8211; 1690 and 1701 &#8211; 1702). In 1696 Newton was appointed warden of the Royal Mint, settling in London. He took his duties at the Mint very seriously and campaigned against corruption and inefficiency within the organisation. In 1703, he was elected president of the Royal Society, an office he held until his death. He was knighted in 1705.</p>
<p>Newton was a difficult man, prone to depression and often involved in bitter arguments with other scientists, but by the early 1700s he was the dominant figure in British and European science. He died on 31 March 1727 and was buried in Westminster Abbey.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/isaac-newton-ingilizce.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Isaac Newton</title>
		<link>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/isaac-newton.html</link>
		<comments>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/isaac-newton.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2008 16:52:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlü Fizikçiler]]></category>
		<category><![CDATA[grantham]]></category>
		<category><![CDATA[Isaac Newton]]></category>
		<category><![CDATA[Isaac Newton hakkında bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Isaac Newton kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[lincolnshire]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[robert hooke]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikhakkinda.com/?p=361</guid>
		<description><![CDATA[Isaac Newton, (d. 25 Aralık 1642 – ö. 31 Mart 1727). İngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, filozof ve simyacıdır. En büyük matematikçi ve bilim adamlarından biri olduğu düşünülür. Bilim devrimine ve heliyosentirizm&#8217;in gelişmesinde büyük katkıları ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Isaac Newton, (d. 25 Aralık 1642 – ö. 31 Mart 1727). İngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, filozof ve simyacıdır. En büyük matematikçi ve bilim adamlarından biri olduğu düşünülür. Bilim devrimine ve heliyosentirizm&#8217;in gelişmesinde büyük katkıları olmuştur.</p>
<p><strong>Hayatı</strong></p>
<p>Isaac Newton 4 Ocak 1642&#8242;de İngiltere&#8217;nin Lincolnshire kentinde doğdu. Çiftçi olan babasını doğumundan üç ay önce kaybetmişti. Annesi ikinci kez evlendi. İkinci evlilikten üç üvey kardeşi olan Isaac anneannesinde kalıyordu. On iki yaşında Grantham&#8217;da King&#8217;s School&#8217;a yazılan Newton, bu okulu 1661&#8242;de bitirdi. Aynı yıl Cambridge Üniversitesi&#8217;ndeki Trinity Kolej&#8217;ine girdi. Nisan 1665&#8242;te bu okuldan lisans derecesini aldı. Lisansüstü çalışmalarına başlayacağı sırada ortalığı saran veba salgını yüzünden üniversite kapatıldı.</p>
<p>Salgından korunma amacıyla annesinin çiftliğine sığınan Newton, burada geçirdiği iki yıl boyunca en önemli buluşlarını gerçekleştirdi. 1667&#8242;de Trinity Kolej&#8217;ine öğretim üyesi olarak döndüğünde diferansiyel ve integral hesabın temellerini atmış, beyaz ışığın renkli ulaşmıştı. Çekingenliği yüzünden Newton her biri bilimde devrim yaratacak nitelikteki bu buluşların çoğunu uzun yıllar sonra (örneğin diferansiyel ve integral hesabı 38 yıl sonra) yayınlamıştır. Lisansüstü çalışmasını ertesi yıl tamamlayan Newton 1660&#8242;da henüz 27 yaşındayken Cambridge Üniversitesi&#8217;nde matematik profesörlüğüne getirildi. 1671&#8242;de ilk aynalı teleskopu gerçekleştirdi, ve ertesi yıl Royal Society üyeliğine seçildi. Royal Society&#8217;e sunduğu renk olgusuna ilişkin bildirisinin eleştirilere hedef olması, özellikle Robert Hooke tarafından şiddetle eleştirilmesi üzerine Newton tümüyle içine kapanarak, bilim dünyasıyla ilişkisini kesti.</p>
<p>1675&#8242;de optik konusundaki iki bildirisi yeni tartışmalara yol açtı. Hooke makalelerdeki bazı sonuçların kendi buluşu olduğunu, Newton&#8217;un bunlara sahip çıktığını öne sürdü. Bütün bu tartışma ve eleştiriler sonucunda 1678&#8242;de ruhsal bunalıma giren Newton ancak yakın dostu ünlü astronom ve matematikçi Edmond Halley&#8217;in çabalarıyla altı yıl sonra bilimsel çalışmalarına geri döndü.</p>
<p>Cambridge Üniversitesi&#8217;nde Katolikliği yaygınlaştırma ve egemen kılma çabalarına karşı başlatılan direniş hareketine öncülük eden Newton, kral düşürüldükten sonra 1689&#8242;da üniversitenin parlamentodaki temsilciliğine seçildi. 1693&#8242;de yeniden bir ruhsal bunalıma girdi ve yakın dostlarıyla, bu arada Samuel Pepys ve John Locke ile arası bozuldu. İki yıl süren bir dinlenme döneminden sonra sağlığına yeniden kavuştuysa da bundan sonraki yaşamında bilimsel çalışmaya eskisi gibi ilgi duymadı. Daha sonra 1699&#8242;da Fransız Bilimler Akademisi&#8217;nin yabancı üyeliğine 1703&#8242;de Royal Society&#8217;nin başkanlığına seçildi.</p>
<p>Newton &#8216;Eğer diğer insanlardan ileriyi görebiliyorsam,bu devlerin omuzlarında olduğum içindir.&#8217; diyerek kendine yardım edenleri unutmadığını göstermiştir.</p>
<p><strong>Başlıca eserleri</strong></p>
<p>* Method<br />
* De Motu Corporum in Gyrum (1684)<br />
* Philosophiae Naturalis Principia Mathematica (1687)<br />
* Opticks (1704)<br />
* Arithmetica Universalis (1707)<br />
* An Historical Account of Two Notable Corruptions of Scripture(1754)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/isaac-newton.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nikola Tesla</title>
		<link>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/nikola-tesla.html</link>
		<comments>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/nikola-tesla.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 22:34:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ilkmilk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlü Fizikçiler]]></category>
		<category><![CDATA[Alternatif Akım]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya çapında telsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya'nın en güçlü vericisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fritz Lowenstein]]></category>
		<category><![CDATA[John Jacob Astor]]></category>
		<category><![CDATA[Long Island]]></category>
		<category><![CDATA[Lord Kelvin]]></category>
		<category><![CDATA[Madison Square]]></category>
		<category><![CDATA[mucit]]></category>
		<category><![CDATA[Nikola Tesla]]></category>
		<category><![CDATA[Radar ve Türbinler]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo frekans alternatörü]]></category>
		<category><![CDATA[Tesla]]></category>
		<category><![CDATA[Uzaktan radyo kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[W. D. Crow]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek frekans öncülüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikhakkinda.com/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[Nikola Tesla, (Sırpça: Никола Тесла)(d. 10 Temmuz 1856, Smiljana-Hırvatistan – ö. 7 Ocak 1943, New York). Sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir.
Babası papazdı. Hiçbir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Nikola Tesla, (Sırpça: Никола Тесла)(d. 10 Temmuz 1856, Smiljana-Hırvatistan – ö. 7 Ocak 1943, New York). Sırp asıllı fizikçi, mucit, makine mühendisi ve elektrik mühendisi. 19. ve 20. yüzyılın en ilginç buluşçularından birisidir.<span id="more-301"></span></h3>
<p>Babası papazdı. Hiçbir zaman okuyup yazamamasına rağmen, annesi halk arasında pratik ev aletleri mucidi olarak bilinirdi. Ona göre Tesla, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Papaz olması için babasının zorlamasına karşı çıkarak, genç Tesla, mühendislik mesleğinde ısrar etti. Annesi de onu destekledi, fizik ve matematikte bilgisini arttırırken Graz&#8217;daki Politeknik okuluna girdi ve Prag Üniversitesi&#8217;nde eğitimine devam etti. Yabancı teknik eserleri okuyabilmek için, orada, yabancı dil kursuna devam etti. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancaya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı da öğrendi.</p>
<p>Prag&#8217;daki tahsilini 1880&#8242;de bitirdikten sonra, Budapeşte&#8217;de lisans üstü yaparken, profesörüyle alternatif akımın özelliklerini tartıştı. Sonra bir Paris telefon şirketinde çalışmaya başladı. Burada doğru akım motorları ve dinamolar konusunda geniş ve önemli tecrübeler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri korumak için regüle edici kontrol cihazları icat etti.</p>
<h2><strong>Elektrik endüstrisinin durumu</strong></h2>
<p>O günlerde genellikle doğru akım, ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun elektrik akımı olarak bilinirdi. Fakat doğru akım direnç kayıpları o kadar büyüktü ki, her mil kare için bir güç santralına gerek vardı. İlk akkor ampuller (110 Volt&#8217;ta), güç santralına yakın olsalar bile parlak yanmıyorlar ve bir milden daha uzaklıktakiler ise kaybolan güce bağlı olarak sönük yanıyorlardı.</p>
<p>1884&#8242;de genç Tesla, kafası fikirlerle dolu ve cebinde 4 sentle New York&#8217;ta gemiden ayrıldı. Tecrübesi onu doğru akım motorları ve dinamolardaki komütatörün sonsuz sorunlar yaratan, gereksiz bir karışıklık olduğuna inandırmıştı. doğru akım üretecinin bir komütatörle dış devrede tamamen aynı yöne akan dalga dizileri şeklinde alternatif akım oluşturduğunu gördü. O zaman, motorda dönme hareketini sağlayacak bir doğru akım elde etmek için, yöntem tersine çevrilmeliydi. Her elektrik motorunun endüvi&#8217;si, motora alternatif akım beslemek için döndüğü anda manyetik kutupların yönlerini değiştiren, döner komütatöre sahipti.</p>
<h2>İlham</h2>
<p>Tesla&#8217;ya göre bu doğru akım, saçmalığın ta kendisiydi. Hem jeneratör (üreteç) hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımda çalışabilen bir motoru oluşturmamıştı ve Tesla bu sorunu çok düşündü. 1882 Şubatında, Budapeşte&#8217;nin bir parkında Szigetti adında bir sınıf arkadaşı ile gezinirken aniden haykırdı: &#8220;Buldum!&#8221; Tüm elektrik endüstrisinde devrim yapacak olan &#8220;dönen manyetik alan&#8221;ı bulmuştu. Dönen elemana bağlantı gereği olmayacaktı. Komütatör yoktu artık.</p>
<p>Sonradan tüm alternatif akım elektrik sistemlerini tasarladı. Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve alçaltıcı transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini tasarladı. Budapeşte&#8217;de &#8220;Birgün Niyagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım&#8221; diyerek dinleyenleri şaşırttı.</p>
<h2><strong>Edison tarafından cesareti kırıldı</strong></h2>
<p>Tesla&#8217;nın aradığı fırsat ve şans kolayca eline geçmedi. O zamanlar New York&#8217;da Pearl caddesindeki ilk laboratuvarında akkor lambası için pazar aramakla meşgul olan Edison&#8217;a rastladığı zaman Tesla, gençlik heyecanıyla, kendisinin bulduğu alternatif akım sisteminin açıklamasını yaptı. Bu düşünceyi derhal ve tamamen kestirip atan o büyük adam, &#8220;Sen teori üzerinde vaktini harcıyorsun&#8221; dedi.</p>
<p>Bir yıl boyunca, uzun boylu, zayıf Yugoslav, bu yabancı ülkede açlıktan korunmak için mücadele etti. Gün geldi, çukur kazarak geçimini sağladı. Fakat birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union&#8217;un ustası, yemek saatlerinde Tesla&#8217; nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Tesla&#8217;yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Tesla&#8217;nın parlak planlarıyla büyülenerek, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirili bir miktar para koydular ve Tesla Batı Broadway&#8217;de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada Tesla jeneratör, transformatörler, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.</p>
<p>Cornell Üniversitesi&#8217;nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve derhal Tesla&#8217;nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.</p>
<h2><strong>Alternatif akım ortaya çıkıyor</strong></h2>
<p>O zaman Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent Bürosu her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Tesla, 1887&#8242;nin Kasım ve Aralığında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan&#8217;ında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Bu kadar hızla dağıtılan bu patent çığırının, eşi görülmemişti. Fakat fikirler ilginçti. O kadar ki, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.</p>
<p>Bu sırada Tesla, New York&#8217;da AIEE (Şimdiki IEEE)&#8217;nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin gösterisini yaptı. Dünya mühendisleri, muazzam gelişmenin kapısını açarak, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler.</p>
<p>Fakat, kim, tümüyle daha iyi olan bu sistemi uygulayacaktı? Doğal olarak, bu kuruluş, Edison-General Electric olmayacaktı. Aksi halde kendi yatırımlarının eskimiş olduğunu kabul edeceklerdi.</p>
<p>İşte tam o sırada George Westinghouse, Tesla&#8217;nın laboratuvarlarına gitti ve Tesla ile tanıştı. Westinghouse, &#8220;Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim&#8221; diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 Dolar olmak üzere anlaştılar.</p>
<p>Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, gelişen elektrik endüstrisinde rakip durumunu korumak için General electric, Westinghouse&#8217;dan bir lisans almak zorunda kaldı.</p>
<p>1890&#8242;da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve derhal doğru akım sisteminin en iyi olacağına dair açıklamasını yaptı. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo&#8217;ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliğini kabul etti.</p>
<p>Westinghouse, on tane 5000 beygirgücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Bu sistem iletim hattı, yükseltici ve alçaltıcı transformatörler Tesla&#8217;nın 2 faz projesine uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler planlanmıştı.</p>
<p>O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için, bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, herbiri 1775 Amper veren, 2250 Volt&#8217;luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)&#8217;de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW&#8217;lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların herbiri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların herbiri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, iletim için 22.000 Volt&#8217;a çıkarıldı.</p>
<h2>Uzaktan radyo kontrolü</h2>
<p>Sonradan Telsiz denilen, radyo alanında Tesla&#8217;nın öncülüğü, Mors koduyla yapılan haberleşmeden de ileri gitti. 1898&#8242;de New York şehrinin Madison Parkı&#8217;nda (Madison Square Garden) telsiz ile uzaktan kontrola ait parlak bir gösteri düzenledi. Birinci geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı.</p>
<h2>Yüksek frekans öncülüğü</h2>
<p>Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zaman yararlanılmamış olmasına rağmen, Tesla&#8217;nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Tesla Bobinleri &#8211; Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.</p>
<p>Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Tesla&#8217;yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonans frekansına yaklaşan, Tesla&#8217;nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarengiz bir şekilde dans etmeye başladı. Böylece, Tesla, rezonans, vibrasyon ve &#8220;doğal 7 periyot&#8221;a ait matematiksel teorileri ispatladı.</p>
<h2>Dünya&#8217;nın en güçlü vericisi</h2>
<p>Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Tesla&#8217;yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafında, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu. Yarım asırlık bir süre içerisinde giderilemeyen bir hayret yarattı.</p>
<p>İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW&#8217;lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan Fritz Lowenstein&#8217;in, Tesla&#8217;nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu.</p>
<p>1899&#8242;da alternatif akım patentleri için Westinghouse&#8217;dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs&#8217;deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu para da bitti ve Tesla New York&#8217;a geri döndü.</p>
<p>Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, Nikola Tesla&#8217;nını hayranı olmuştu. Tesla, kısa zamanda Morgan&#8217;ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu.</p>
<h2>Dünya çapında telsiz</h2>
<p>Long Island&#8217;ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında yavaş yavaş yükselen garip yapı bütün seyredenlerin ilgisini çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki kısmı geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten yüzeysel olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tüm yapıda demir metali yoktu.</p>
<p>Ünlü mimar Standford White, konuyla o kadar ilgilendi ki, en iyi yardımcısı W. D. Crow&#8217;u görevlendirerek proje işini ücretsiz yaptı.</p>
<p>34&#8242;üncü caddedeki eski Waldorf-Astoria otelinde oturan Tesla, hergün, taksiyle, çarklı araba vapuruna binerek Long Island şehrine giderek , oradan da Long Island demiryoluyla Shoreham&#8217;e aktarma yaparak inşaata gidiyordu. Proje kontrolünün aksamaması için, trenin yemek servisi onun için özel yemek hazırlıyordu.</p>
<p>Büyük kulenin yakınında, 30 metre karelik tuğla bina tamamlandığı zaman, Tesla Houston caddesindeki laboratuarını binaya taşımaya başladı. Bu sırada radyo frekans jeneratörleri ve onları çalıştıran motorların yapımında üzücü bazı gecikmelerle karşılaşıldı. Birkaç camcı, planları hazır olan özel tüpleri şekillendirmeye çalışıyorlardı.</p>
<h2>Kahin gelecekten bahsediyor</h2>
<p>Bu sırada Tesla (1904), Mors koduyla sınırlı olan büyük endüstrinin geleceğine ait, uzak görüşünü açıklayan kuramsal broşürünü yayınladı. Bu broşür, Tesla &#8216;nın kahin olduğuna herkesi inandırdı. &#8220;Dünya çapında telsiz sistemi&#8221;nde, çeşitli olanakları sağlayacak olan özellikler açıklanıyordu. Broşürde, Telgraf, Telefon, haber yayını, Borsa görüşmeleri, Deniz-Hava trafiğine yardım, Eğlence ve Müzik yayını, saat ayarı, Resimli Telgraf, Telefoto ve Teleks hizmetleri ile, Tesla&#8217;nın sonradan oluşumunu gördüğü Radyo sitesi anlatılıyordu..</p>
<h2>Morgan&#8217;ın yardımı sona eriyor</h2>
<p>1904 Mart&#8217;ı, Elektrik Dünyası ve Mühendisliği Dergisinde, Tesla, Kanada Niyagara Enerji firmasının telsiz enerji iletimi sistemini uygulamasını istediğini ve bunun için 10 milyon Volt&#8217;luk gerilimde 10.000 beygir gücü dağıtabilecek bir sistem kullanmayı istediğini açıkladı.</p>
<p>Niyagara Projesi asla gerçekleşmedi. Fakat, gösterişli Long Island&#8217;ın kaderine etki yaptı. Aydınlığa çıkmayan nedenlerle, J. P Morgan düşüncesini değiştirdi ve Tesla&#8217;nın para kaynağı aniden kurudu. Başlangıçta Tesla, Morgan&#8217;ın hemen hemen bitmek üzere olan işin tamamlanmasını sağlamayacağına inanmak istemedi, ama Morgan kararlıydı. Morgan&#8217;ın çekilme nedeni asla öğrenilemedi.</p>
<h2>Mantıksız bir saygısızlık</h2>
<p>Birinci Dünya Savaşı sırasında ulusal savunma adına çok saçma saygısızlıklar öne sürüldü. Garip bir nedene göre Long Island, Wardenclyffe&#8217;deki Tesla&#8217;nın şanlı kulesinin, A.B.D.&#8217;nin emniyetini tehlikeye soktuğuna ve tahrip edilmesi gerektiğine karar verildi.</p>
<p>Kablo bağlanarak yüksek yapıyı öne çekip, dengesini bozmak için yapılan boş teşebbüslerden sonra, en sonunda temeli dinamitlenerek devrildi. O zaman bile, kule çökerken parçalanmadı. Zedelenmeksizin yana yattı ve en sonunda parça parça söküldü.</p>
<h2>Radyo frekans alternatörü</h2>
<p>1890&#8242;da Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz&#8217;lik çıkış veriyordu. Daha sonra, 20 kHz&#8217;e kadar yüksek frekansları elde etti. Ancak on yıl kadar sonra 50 kW çıkışlı radyo frekans üretecini Reginald Fessenden geliştirdi. Bu makine, General Electric tarafından 200 kilo Watt&#8217;a çıkarıldı ve Fessenden&#8217;in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı.</p>
<p>Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz işadamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, A.B.D. Donanmasının acele çağrısıyla &#8220;Radio Corporation of America (RCA)&#8221; şirketi kuruldu. Yeni firmanın 1919&#8242;da kurulmasıyla, Marconi Wireless Telegraph Co. of America firmasının güçlü fakat yetersiz, Marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan Radyo Frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.</p>
<p>Birincisi N.J. New Brunswick&#8217;te kuruldu. 200 kilo Watt&#8217;da ve 21,8 kilo Hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. Bu ilk, sürekli, güvenilir Atlantik aşırı Radyo servisi idi. Bu alternatörler, Tesla&#8217;nın kulesinin yerine, Radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. Böylece Nikola Tesla&#8217;nın Dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla yeniden gerçekleştirildi.</p>
<h2>Radar ve Türbinler</h2>
<p>Tesla, birçok alanlarda yaratıcı araştırmalara devam etti. 1917&#8242;de uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan kısa dalga darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla izlenebileceklerini açıkladı. Eğer bu radar değilse, neydi? Diğer bilim adamlarının varlıklarını keşfetmelerinden 20 yıl önce, kozmik ışınları açıkladı. 1929&#8242;a kadar çeşitli zamanlarda, buhar ve gaz için &#8220;kepçesiz&#8221; yüksek hızlı türbinler üzerinde çalıştı. Kolay öfkelenen Tesla ile, Edison Waterside Enerji Tesisi ve Allis Charmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında ortaya çıkan sürtüşme, aleyhine oldu. Bugün, düz rotorlu Tesla türbinlerinin sonucu hakkında hiçbir bilgimiz yoktur.</p>
<p>Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Not alma alışkanlığı edinmemişti. Her zaman tüm araştırma ve deneylerine ait tüm bilgiyi aklında tutabildiğini iddia ve ispat etti. 150 yıl yaşamaya kararlı olduğunu ve 100 yaşının üstüne eriştiği zaman, araştırma ve deneyleri sırasında topladığı bütün bilgiyi etraflıca anlatarak, anılarını yazacağını söyledi. İkinci Dünya Savaşı sırasında öldüğü zaman, kasasına askeri yöneticiler el koydular ve kayıtların cinsine ait herhangi bir şey duyulmadı.</p>
<p>Tesla&#8217;nın kendine özgü bir tutarsızlığı da, kendisine iki şeref unvanı verildiği zaman ortaya çıktı. Birini reddetti. 1912&#8242;de Nikola Tesla ve Thomas Alva Edison&#8217;un 40.000 $&#8217;lık Nobel Ödülü&#8217;nü paylaşmaya seçildikleri açıklandı. Tesla, bu ödülü de reddetti. Her nasılsa, Edison&#8217;u sevenler tarafından kurulan AIEE Edison madalyasını 1917&#8242;de Tesla&#8217;ya layık görüldüğünde, bunu kabul etmeye yanaşabildi.</p>
<h2>Kişilik</h2>
<p>Tesla, yaklaşık 2 metrelik boyuyla kendi dönemine göre oldukça uzundu. Narin yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü ve dalgalı kahverengi saçlıydı. Her zaman resmi giyinirdi.</p>
<p>Tesla saplantılı biriydi, garip huyları ve fobileri vardı. İşlerini üçerli gruplar halinde yapardı, ve numarası üçe tam bölünebilen bir otel odasında kalmak konusunda ısrarcıydı. Tesla mücevherden, özellikle inci küpelerden iğrenirdi. Temizlik ve hijyen konusunda çok titizdi. Yuvarlak nesnelere ve kendisininki dışında insan saçına dokunmaktan hoşlanmazdı.</p>
<p>Tesla güvercinlere özel bir ilgi duyardı. Parkta beslediği güvercinler için özel yemler sipariş eder ve güvercinlerin bazılarını otel odasına getirirdi. Hayvanları severdi.</p>
<p>Resmi yemekler dışında her zaman yalnız başına yemek yerdi, ve hiçbir koşul altında bir bayanla tek başına yemek yemezdi.</p>
<p>Tesla hiç evlenmedi. Bekar ve aseksüel olmasının bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünüyordu.</p>
<p>Tesla muhteşem şovmenlik yeteneğiyle tanınırdı. Buluşlarını ve deneylerini tıpkı bir sihirbaz gibi sanatsal bir şekilde tanıtırdı.</p>
<h1 style="text-align: center;">Nikola Tesla&#8217;dan Resimler</h1>
<p style="text-align: center;">
<div class="ngg-galleryoverview" id="ngg-gallery-3-301">


	
	<!-- Thumbnails -->
		
	<div id="ngg-image-37" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.9.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.9.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.9.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.9.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-29" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.13.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.13.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.13.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.13.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-30" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.2.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.2.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.2.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.2.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-31" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.3.gif" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.3.gif" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.3.gif" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.3.gif" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-32" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.4.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.4.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.4.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.4.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-33" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.5.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.5.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.5.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.5.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-34" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.6.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.6.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.6.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.6.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-35" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.7.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.7.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.7.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.7.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-36" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.8.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.8.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.8.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.8.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-28" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.12.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.12.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.12.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.12.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-27" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.11.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.11.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.11.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.11.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-26" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.10.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.10.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.10.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.10.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-25" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.1.jpg" title=" " class="thickbox" rel="set_3" >
								<img title="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.1.jpg" alt="Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.1.jpg" src="http://www.fizikhakkinda.com/resimler/nikola-tesla/thumbs/thumbs_Nikola.Tesla.fizikhakkinda.com.1.jpg" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 	 	
	<!-- Pagination -->
 	<div class="ngg-clear"></div> 	
</div>


]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikhakkinda.com/unlu-fizikciler/nikola-tesla.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

